Ramazan Ayında Afrika Halkının Yüzleştiği Zorluklar - İyilik Denizi
All News

Ramazan Ayında Afrika Halkının Yüzleştiği Zorluklar

25.04.2022

Afrika’da açlık, Afrika’da su kuyusu ihtiyacı hepimizin yıllardır duyduğu ve içimizi sızlatan bir gerçek. Ne mutlu ki bu duruma seyirci kalmayan, yardım kuruluşları ve insanlar da var. Bir tarafta, kavruk topraklarda, sıcaktan, susuzlukla mücadele eden insanlar. Öte yanda bu yaşanan çaresizliğe kayıtsız kalmayıp, Afrika su kuyusu ve aşevi açmak için seferber olmuş gönül insanları. Bu yıllardır süre gelen acı duruma ve neler yapılabileceğinize bir bakalım.

Sağlıklı Suya Ve Temel İhtiyaç Maddelerini Erişim Sıkıntısı

Afrika’da açlık uzun yıllardır süre gelen bir felaket. Afrika halkı, yüzyıllardır şiddete ve sömürüye maruz kalmıştır.16.Yüzyılın başlarından itibaren, Portekizlerin Osmanlı’ya yenilmesi ile Afrika'nın başta kuzey kısmı olmak üzere, stratejik öneme sahip bölümü Osmanlı topraklarına katılmıştır. Afrikalılar, Portekizlerin himayesi altında iken, şiddet ve baskı görmüşler. Köle olarak satılmışlardır. Yeraltı ve yer üstü kaynakları bakımından oldukça zengin olmalarına rağmen Afrika’da açlık hüküm sürerken, bu değerli kaynaklar Avrupa’ya taşınmıştır. Böylece Avrupa zenginleşmiş, Afrika ise iyice fakirleşmiştir. Sonraki yüzyılda Afrika'nın önemli bir bölümü Osmanlı Devletine katılmış. Afrika, Osmanlı topraklarına katılmasıyla birlikte, İslamiyet’le tanışmış. Köleliğe ve sömürüye karşı olan İslamiyet, Osmanlının teşvik ve himayesiyle hızla Afrika da yayılmaya başlamıştır. Osmanlı Afrika’ya İslamiyet’le birlikte, sosyal ihtiyaçlar için kalıcı eserler yapmışlardır. Örneğin Afrika'daki büyük yoksulluğu ve açlığı gören Osmanlı Devleti Afrika halkını aşeviyle tanıştırmıştır. Çalışkan ve dürüst idareciler ile adaleti tesis etmeye çalışmışlardır. Afrika'nın kuzeyi ve doğusu 400 yıl Osmanlının idaresinde kalmıştır. Birinci dünya savaşında Osmanlının, mağlup devletlerin arasında yer almasıyla birlikte Afrika’dan çekilmek zorunda kalmış. Osmanlıdan geriye, yaptığı eserler ve Hak Dini İslamiyet kalmıştır.

Osmanlıdan sonra, Fransızlar, İtalyanlar, İspanyollar ve İngiliz organizasyonu, Afrika’ya yerleşmiş. Portekizlilerin sömürü ve baskı yönetimini, kaldığı yerden sürdürmüşler. Ne zaman insanlar Afrika’da açlıkla, hastalıklarla ve doğal afetlerle mücadelede başarısız kalmış. İşte o zaman sömürgeci ülkeler, Afrikalılara kısmi bağımsızlıklar tanımışlar. 

19. yüzyılın sonlarında Afrikalılar, tekrar ülkelerinde Türkleri görmeye başlamışlar. Bu sefer Türkler ellerinde çanta ile Afrika ekonomisine can vermek için ticaret yapmaya gelmişler. O zamanki Türk Ekonomisi makas değiştirmiş, Dünya pazarlarına yelken açmıştır. Afrika’da ilk duraklarından biri olmuş, Türkler Afrika’da atalarının bıraktığı güven ve adalete, bu sefer karşılıklı kazan kazan anlayışıyla ticareti eklemişlerdir.

21. yüzyılın ilk çeyreğine gelindiğinde. Türkiye Cumhuriyeti Dünyanın 20. büyük ekonomisi arasındadır. Bölgesinin güçlü bir devletidir. Askeri, siyasi, ekonomik ve jeopolitik olarak, dünyada söz sahibidir. Bu sefer dış politikasında yeni bir makas değişikliğine gidip, gönül coğrafyasındaki ülkelerin, ekonomik, siyası, güvenlik, sağlık, eğitim, din, tarım gibi bütün sorunlarının çözümünde, imkanları dâhilinde yardımcı olmaya başlamıştır. Bu bağlamda da fakir Afrika’da açlıkla mücadelesi için yardımlarda bulunmaya başlamıştır. Sağlıklı içme suyuna kavuşmaları için de Afrika su kuyuları açma seferberliği başlatmıştır. Su kuyusu açma seferberliği, Türkiye’de ki gerek kamu kuruluşları, gerekse vakıflar ve dernekler aracılığı ile gerçekleştirilmektedir. Afrika su kuyusu açılmasının finansmanı devlet veya biz hayırsever gönüllüler tarafından karşılanmaktadır. Bu kutsal hizmette emeği geçen gönüllüleri kutlamak gerekir. Su bulamayan, kavruk topraklarda yaşan insanların, sağlıklı içme suyuna kavuşmalarının sevinçlerini, coşkularını ve mutlulukları görülmeye değerdir.

 

Afrika’da Ramazan Ayı Ve Ekonomik Zorluklar

Afrika halkı, yaşamlarını sürdürebilmeleri sağlıklı su kaynaklarına ve temel gıdalara erişmekte zorlanmaktadır. Büyük fotoğrafa baktığımızda, Afrika’da halkına yetecek kadar sağlıklı su ve gıda fazlasıyla mevcuttur. Gerekli yatırımlar yapıldığı ve insan ve insanları eğitildiği zaman, ürettikleri, tarım ürünlerinin ihracı ile kalkınabilir. Rahat bir yaşama kavuşabilirler. İşte o zaman, İbadetlerinde rahat rahat yerine getirebilirler, Oruçlarını da huzur içinde tutarlar. Ancak Günümüz Afrika'sının çoğu ülkesinde, sağlıklı içme suyuna kavuşamayan ve yeterli beslenemeyen, Müslümanlar inançlarının gereği olan oruçlarını tutamıyor. Tutanlar ise ramazan faaliyetlerini günlük emek ve kazançları ile gerçekleştirmek zorundadırlar. Bugün dinleneyim yarın çalışayım deme şansları yoktur. Kendileri aç kalsa bile, çocuklarına ailelerine yiyecek temin etmek zorundadırlar. Temel beslenme ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanan bu insanlara yardım etmek insani bir vazifedir. Bunlarında ötesinde aynı dinin mensupları olarak, din kardeşlerimize hiç olmazsa, kutsal Ramazan Ayında yardım etmemiz gereklidir. Yoksulluk sebebiyle temel ramazan faaliyetlerini gerçekleştirmekte zorlanan bu insanlara, bu ayın gerekliliği olan ramazan fitresini vererek destek olabiliriz.

 Coğrafi Bölge Ve İklim Koşulları

Bilindiği üzere, Afrika Kıtası dünyamızın sıcak bir bölgesinde yer almaktadır. Ekvatora yakındır. Afrikalıların büyük bir kısmı sağlıklı suya sahip değildirler. İslami inanca sahip bir Afrikalının ramazan faaliyetlerini sürdürürken bir yandan da sıcak havada, oruçlu olarak çalıştığını orucunu açtığında ise sağlıklı su içemediğini düşünmek, çok üzücü. Açık bir alanda, sıcak havada, çalışıp, vücudumuzun kaybettiği suyu yerine koyamamak, Sağlık açısından ne kadar önemlidir sorusunun cevabı malum. Yeterli ve sağlıklı suyun, topraklarında bulunduğunu bilmek ve ona erişmenin kendi olanakları ile gerçekleşmeyişi çok acı. Verimli toprakların üzerinde yaşamak, ancak suya ulaşılamadığı için tarım yapamamak ve bu sonucunda da açlık çekmek adaletsiz bir durum. Bu sebeple Afrika da su kuyusu açılması, halkın dinimizin gerekliliği olan ramazan faaliyetlerini sürdürmesi için hayati önemdedir.

 İslami Bilgi Yetersizliği

Afrika’da Ramazan Ayında, ibadetini yerine getiren Müslümanlara donanımlı ve yetkili din görevlileri tarafından, İslami bilgilerin verilmesi gerekir, İslami bilgisi yetersiz din adamlarının cemaate vereceği dini bilgiler, İslam’ın yanlış anlaşılmasına sebep olabilir. Donanımlı ve yetişmiş din adamlarının, imkânları kısıtlı ülkelerde yetişmesi zordur. Bu sebeple Türkiye gibi, İslam'ın bayraktarlığını yapmış yeterince yetişmiş din adamına ve İslami kuruluşlara sahip ülkelerin,  Müslüman nüfusun olduğu ülkelere dini kaynaklar ve din adamları yetiştirilmesi konusunda yardım etmek zorunluluk haline gelmiştir. Bu hizmetlerin İslam'ın kutsal kabul ettiği Ramazan Ayında artması ve ağırlık kazanması, bu ayın anlam ve önemi ile örtüşür. Bu yardımlaşma Afrika’da su kuyusu açma, açlığa karşı yardımlarda bulunma, buralarda ki yardıma muhtaç insanlara ramazan fitresi verme ve aşevi açıp, karınlarını doyurmak ramazan ayında daha bir anlamlıdır.

Sağlık Sorunları Ve Hijyen

Yeterli imkâna ve yetişmiş kadrolara sahip olmayan ülkelerde, özellikle de az gelişmiş Afrika ülkelerinde, ne yazık ki büyük sağlık sorunları yaşanmaktadır. Olanaklar kısıtlı olduğu için bu ülkelerde önleyici sağlık hizmetleri, bebek ve çocuk aşıları maalesef erken yaşlarda yapılamamaktadır. Yine yeterli beslenme ve sağlıklı su kaynaklarına kavuşamamak bu durumun temel sebebidir. Yetişmiş sağlık çalışanı ve tıbbi donanım olmadığından çözüm üretilememektedir. Yeterli suya sahip olunmayışı, hijyen sorunu doğurmakta. Hijyensizlik ise bulaşıcı hastalıkların artmasına neden olmaktadır. Bütün bunlar gösteriyor ki Afrikalı birçok ülkenin gelişmiş ülkelerin yardımına ihtiyaçları var. Bunların başında da sağlıklı su kuyularının acilen açılıp hizmete girmeleri lazım. Kurak geçen yıllarda açlık görülmekte. Aşevlerine, gıda yardımı ihtiyacı artmaktadır. Bizlerde ramazan fitrelerimizi de bu zor şartlarda yaşayan insanlara göndererek, yardımda bulunabiliriz.

Eğitim Eksikliği

Eğitimsizlik ve bilgisizlik, geri kalmışlığın ana unsurudur. Yüzyıllardır doğal kaynakları sömürülen karın tokluğuna çalıştırılan, hatta eşya gibi satılan Afrikalı insanlar bilinçli olarak eğitimsiz bırakılmışlar. Ülkelerine eğitim kurumları açılmamış, haklarını aramaları önlenmiş. Kendileriyle işbirliği yapmayanları ise cezalandırmışlardır. Pamuk, tütün, kahve ve narenciye bahçelerinde karın tokluğuna çalıştırmışlar. Üretilenleri de batılılar, kendi ülkelerine gemilerle taşımışlardır. Sanayi devriminden sonra bu sefer de kıymetli madenleri ve petrolleri sahiplenip taşımaya başlamışlar. Eğitim kurumları açmak, ürettiklerinden pay vermek, hizmet yapıları yapmak bir yana dursun, Afrika'nın su ihtiyacını gidermek için bile bir faaliyette bulunmamışlardır. Bilgisiz, bilimsiz insanları yetiştirmeyi tercih etmişler. Okul, hastane, fabrika, baraj, alt ve üst yapı tesisleri yapmadan gitmişler. Giderken de Afrika halkının arasına ayrılık tohumları ekmişlerdir. Afrikalılar da bugün Allah Rızası için, kendilerine yardım etmeye çalışan Türkiye'deki gönül insanları ile beraberler. Kendilerine şimdiye kadar bakılandan, farklı bakanlarla karşı karşıyalar. Dünyanın sırtını döndüğü bu acı tabloya seyirci kalmamız gerekir. Aynı dinin mensubu olduğumuz bu insanları görmemek ne insanlığa, ne de İslamiyet’e yakışan bir durumdur. Gıdaya, suya hasret bu insanların bu temel ihtiyaçlarına kavuştuklarında ki sevinci ise yaşadıkları acının ne kadar büyük olduğunu özetliyor.

Share
Galery
LATEST NEWS